ugün dünyada 60 milyar dolarlık bir pazara sahip olan sağlık turizminin 2011'de 100 - 120 milyar dolarlık bir hacme sahip olması bekleniyor.
Türkiye’nin 2020’li yıllarda 1 milyon hasta ile 8 milyar dolarlık bir sağlık turizmi gelirine sahip olacağı öngörülüyor. Bu durumda ise dünyada sağlık turizmi hacminin her yıl yüzde 15-20 civarında artması bekleniyor. Son dönemlerde ABD’de sağlık giderlerinin artması sağlık çözümlerini yurtdışında arayışını hızlandırdı. Son zamanlarda sağlık turizmi için ülkemize gelen hastalar arasında ABD'liler de yer almaya başladı.
Dünyada yaşlanan nüfusun artması, tedavi ve bekleme sürelerinin uzun zaman alması, tedavi giderlerinin Türkiye’de birçok Avrupa ülkesinin üçte bir fiyatına ve yüksek kalitede sunuluyor olması ülkemize yabancıların ilgisini artırdı. Türkiye; Hindistan, Singapur, Tayland, Malezya gibi Asya ülkelerinin arasından sıyrılıp bölgenin “sağlık üssü” olma konusunda önemli avantajlara sahip bir ülke olma konumuna geçmelidir. Özellikle Avrupa yoğun sağlık maliyetlerinden dolayı ve yaşlanan nüfusu sebebiyle Türkiye’ye büyük hasta kaynağı olmaya devam etmektedir.
Türkiye coğrafi avantajı yanı sıra JCI ve diğer bağımsız akreditasyon kuruluşları tarafından denetlenmiş hastaneleri, cihaz altyapısı ve başarılı hekimleri ile global sağlık turizminde yıldız olmaya aday ülkelerin başında yer almaktadır. Türk sağlık sektörü artık tıp alanında bilgisini ve deneyimini gelişmekte olan ülkelere ihraç eder konumdadır. Tüm bu özellikleri göz önüne alındığında Avrupa ve Amerika Türk sağlık sistemi içerisinde vatandaşlarının sağlık sorunlarını çözmek ve aynı zamanda yatırım amacıyla ülkemizde olanaklarını değerlendirmeye devam etmelidir.
Fakat Avrupa pazarındaki hedef kitleye baktığımda, Türkiye’de uygulanmakta olan sağlık turizmi çerçevesinde, bu sektörün 2000 li yılların başlarından günümüze kadar gelmiş olduğu noktada, (yurtdışı pazarına yönelik olarak yapılan çalışmaları da göz önüne aldığımızda), Türkiye ve Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının, bu sektördeki Pazar payında alması gereken yeri malesef yeterince alamadıklarını gözlemlemiş bulunmaktayım.
Buna yönelik araştırmalarım sonucunda, halen yapılmakta bulunan faaliyetleri de incelediğimizde, varmış olduğum sonuç ve sektördeki “Avrupa pazarına yönelik” gelişimin neden yetersiz ve olması gerektiği noktada olamadığının sebeplerini aşağıdaki şekillerde tespit etmiş bulunmaktayım:
Sağlık Turizminin, global dünyada, yıllık cirosunun yaklaşık 60 milyar USD olduğu ciddi ve devamlılığı olan, her geçen yıl da bu bütçenin büyüdüğü bir sektördür. Kanser tedavileri ve araştırmalarına yönelik yıllık cironun ise yaklaşık 900 milyar USD olduğu istatistiki bilgidir. Sizlerin de bildiği gibi, Türkiye’nin bu büyük pastadaki payı ise; en son teknolojileri kullanan modern hastahaneleri ve konusunda dünyada adından söz ettiren başarılı Türk doktorlarına rağmen, toplam cironun (60 milyar USD ın) malesef sadece % 1 – 1,5 una isabet etmektedir.
Dünyada, Sağlık Turizmi ile ilgilenen ve bu sektörün geleceğinin çok parlak bir potansiyel sunduğunu gören Tayland, Hindistan, Venezuella, Meksika, Arjantin gibi ülkeler, Türkiye’nin bu pastadan almış olduğu payın onlarca katını almaktadırlar. Sağlık Turizmi sektörü baz alınarak karşılaştırma yaptığımızda; bahsi geçen ülkelere göre Türkiye’nin, sağlık turizmindeki hastaların hareketliliklerinin yoğun şekilde gözlemlendiği Avrupa ve Orta Doğu ülkelerine gerek mentalite, gerekse coğrafi alanda çok daha yakın olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda Türkiye, 2000 li yılların başlarından günümüze kadarki süreçte, bu pastadan alması gereken payın çok çok daha altında bir grafik çizmektedir. Peki bu büyük pastadan neden henüz gereken payı alamadık ?
Bu sorunun cevaplarını ararken de şu tespitlerde bulundum:
- Türkiye’nin, Sağlık Turizmine yönelik çalışmalarında, en başta ülkenin tanıtımının yetersiz kalmış olduğunu görüyoruz. Bu konuda gerek Turizm, gerekse Sağlık Bakanlığı’nın, sağlık kurumlarıyla ortak çalışma ve destekleme politikası gütmesinin oldukça faydalı olacağını düşünüyorum.
- Sağlık Turizminin oluşturmul olduğu Pazar payından faydalanmak isteyen fakat gerekli altyapısı bulunmayan veya bu altyapıyı oluşturmaya yetecek derecede teknik ve sosyal desteği bulunmayan kişi ve aracı kuruluşlar dolayısıyla sektör, bugün olması gereken yere ulaşamamıştır. Bu sebeple, istatistikleri de incelediğimizde, diğer sağlık turizmi yapan ülkelere göre ülkemiz, dezavantajlı durumda kalmıştır.
- Sağlık Turizmi kapsamında yurt dışına yönelen sağlık grupları, kişiler ve hastahaneler, yeterli ve doğru satış-pazarlama politiklarını Avrupa’da uygulayamamışlardır. Bu sebeple de pazar payındaki yüzdelerin çoğunluğu da Doğu ülkelerinden sağlanabilmiştir; Avrupa’da ise çok geniş ve ciddi bir Pazar olduğu görülmekle beraber, istemeden de olsa, doğru adımların nasıl ve nerede atılacağı bilinmediğinden malesef göz ardı edilmek mecburiyetinde kalınmıştır.
Bu durumun, ciddi ve hızlı şekilde değerlendirilmesi ve bu payın artırılmasına yönelik çalışmaların, sadece bireysel ve kurumsal olarak değil, Sağlık Bakanlığı tarafından alınacak önlemlerle de (yurtiçi ve yurtdışı tanıtımlar, fuar katılımlarına destek verilmesi, sağlık turizmi bazında karşılanacak olan yabancılara sağlanacak kolaylıklar ve ülkelerarası karşılıklı görüşmeler ile devlet güvencesi sunulabilmesi – AB üyeliğine henüz sahip olunamadığından- etc. ) desteklenmesi, önemle gerektirmektedir.
Biz, bu konuda geliştirmiş olduğumuz proje ve iletişim ağımız sayesinde, en başta ülkemizin Avrupa’daki tanıtımının hızlanmasına ve sağlık turizmi konusunda alması gereken yeri hızla, güvenle ve sağlam şekilde almasına gayret ediyoruz. Ümit ediyorum ki bu konuda Avrupa’da atılacak tüm adımlar aynı şekilde emin, doğru ve hızlı şekilde gerçekleşsin.




